Hamilelik
kendi içinde bir değişim dönemidir. Aileye yeni katılacak olan bireye ve çiftin
yeni rolüne (anne-baba) hazırlanılan bir süreçtir. Eğer çift ilk kez çocuk
sahibi oluyorsa, bu dönem evli olmaktan, evli ve çocuklu olmaya atılan bir
adımdır. Çiftler anne-baba olarak yeni sosyal rollerine bu süreçte
hazırlanıyorlar. Tüm bu değişimlerden hem anne hem de baba adayları etkilenir.
Baba adaylarından farklı olarak, anne adayları hamilelik sürecinde önemli
fizyolojik değişimler yaşarlar. Bu değişimler de, onların psikolojilerini direkt
olarak etkiler.
Anne
Adaylarının Yaşadığı Psikolojik Değişimler Şunlardır:
1.Duygusal
iniş-çıkışları: Anne adaylarının aniden parlaması, normalde ağlamadığı şeylere
ağlaması, alınganlık göstermesi, bir iyi bir kötü hissetmesi gibi durumlardır.
Etrafındaki insanlar tarafından bu durum kolay anlaşılamayabilir. Tüm bunlar
anne adaylarının vücudundaki değişimlere hormon seviyesine, vücut ağırlığı ve
şekline verdiği tepkilerdir.
2.Yeni bir
beden: Hamilelikte alınan kilolarla birlikte kadının beden imajı da değişir.
Normalde giydiği kıyafetleri giyemez. Gözüne pek de estetik gelmeyen birkaç
hamilelik kıyafetini sıraya koyarak giyer. Normalde çok sık gideceği bir ortama
çok daha içine sinmeyen bir kıyafetle ve kendini şişman hissederek gitmek
zorundadır. Anne olacağı için tam bir kadındır ama görüntüsünden dolayı seksi,
çekici ya da “dişi” hissetmez.
Kadının yeni
bedenini, kilolarını, şişen yüzünü, elini, ayağını kabul etmesi kolay
olmayabilir. Bir daha eski bedenine geri dönememe korkuları yaşayabilirler.
3.Cinsel
hayatın ilişkilerdeki yeri: Kadının değişen vücut imajını kabullenmemesi
cinsellikten kaçmasına yol açabilir. Kendini şişman, ya da daha az dişi bulan
kadın, partnerinin, onu çekici bulmayacağı endişesi taşıyacağından cinsel
hayattan uzak durmaya çalışabilir. Cinsel hayatı sekteye uğratabilecek bir diğer
konu, cinsellik yaşamının bebeğe bir zarar verip vermeyeceğidir. Birçok çift bu
konu sebeple cinsel aktivitelerini durdurmaya ya da azaltma yoluna giderler. Bu
konuda endişelenmek yerine, jinekologlarının önerilerini dinlemek yerinde
olacaktır.
4.Yaşam şekli
değişir: Hamilelik kadının yaşam şeklinin de değiştiği bir dönemdir. Eskisi
kadar yoğun ve yorucu şekilde çalışamaz. Hareketleri çok daha kısıtlı olacaktır.
Uyurken bile istediği pozisyonda yatamaz. Bu değişiklikler kimi anne adaylarında
çökkün ruh haline ve kaygıya yol açabilir. Özellikle bebek büyüdükçe, anne adayı
işini istediği gibi yapamamaktan şikayetçi olacaktır.
5.Uyku
düzeninin bozulması: Hamilelik, özellikle de son ayları, uyku düzeninin
bozulduğu, anne adayının sık sık uyandığı, istediği pozisyonda yatamadığı bir
dönemdir. Uykusunda bu sebepten yorgunluk, gerginlik, irritasyon hisleri
yaşayabilirler.
6.Beni ne
bekliyor? Belirsizlik....: Hamilelikte en çok kaygı yaratan konu doğacak olan
bebek hakkında yaşanan belirsizliktir. Nasıl bir doğum olacak? Bebek sağlıklı
olacak mı? Ben nasıl bir anne olacağım?
gibi sorular anne adayının aklında döner durur. Bebek doğmadan bu tip
sorular tam olarak cevaplanamadığı için hamilelik dönemi çok yoğun kaygıların ve
de depresyonun yaşanılabileceği bir dönemdir. Bu durum, anne adayının kişilik
yapısına göre şekil alır. Normalde kuruntulu bir kadın, hamilelik döneminde
yaşanan bir takım belirsizliklerden dolayı daha da kaygılı hale gelebilir. Diğer
bir önemli kaygı kaynağı daha önce yaşanan düşüklerdir. Eğer anne adayı daha
önce bir düşük yaşadıysa, şimdiki bebeğin sağlığı ile ilgili yoğun kaygıları ya
da yerli yersiz suçluluk duyguları taşıyabilir. Bebeğe zarar vermemek adına
kendini aşırı kontrol altında tutmaya çalışıp, dönemi biraz daha
zorlaştırabilir. (örneğin; “hiç merdiven çıkmamalıyım” gibi)
7.Kendini
güçlü hissetmek: Anneliği deneyimlemeye hazır birçok kadının, hamileliğinin
özellikle 2. trimester aşamasında
yaşadığı önemli bir duygu, kendisini güçlü, kendine güvenir ve iç huzurunun
yüksek şekilde hissetmesidir. 2. trimesterde vücut imajı henüz değişmemiştir ve
anne adayı, dünyaya bir çocuk getirebiliyor olmanın gücünü, bütünlüğünü ve
güzelliğini hisseder.
8.Konsantrasyon düşüklüğü: Anne adayının odağı bebek ve hamilelik süreci
olduğunda, ilgilendiği diğer meseleler (iş, arkadaş, ilişkileri) daha ikincil
düzeyde kalabilir. Çalışan anne adayı işine daha az ilgi duyabilir ve
motivasyonu, yaşadığı fiziksel zorlanmalar yüzünden de, daha düşük olabilir. Bu
durum da yaptığı işe konsantre olmasını güçleştirebilir.

Bu
Değişikliklerle Başa Çıkmanın Yolları
- Hamilelik
döneminde yaşanan fizyolojik değişimler ve bunların etkileri konusunda tıbbi
bilgiler almak ve her dönemde anne adayını neyin beklediğini bilmek
- Diğer
hamile ya da yeni doğum yapmış annelerle görüşmek, onlarla deneyimlerini
paylaşmak
- Anne
adayının kendi alie çevresinde (anne, kardeş, eş) destek alması. Kendi annesinin
hamileliği nasıl geçirdiğini anlatması.
- Annenin
Değişen Vücut İmajının Kabullenmesi
-Anne-baba
adaylarını kendi kaygılarını açıkça konuşmaları, paylaşmaları. Kaygılar ortadan
kalkmasa bile paylaşmak çiftleri rahatlatacaktır.
-Baba
adayının, anne adayının yaşadığı psikolojik değişimlerinin önemli bir bölümünün
fizyolojik kaynaklı olduğunu unutmaması. Duygu değişimleri ve hassasiyet
konusunda eşine anlayışlı olması.
-Bebekle
birlikte hayatlarının nasıl olacağının çift tarafından hayal edilmesi,
konuşulması, anne-baba rollerinin belirginleştirilmesi.
-Hiçbir
anne-babanın mükemmel olmadığının, her anne-baba’nın acemilik devri yaşadığının,
her anne-baba’nın hata yaptığının çiftler tarafından sık sık hatırlanmaması.
Tüm değişimlerine rağmen hamilelik çok özel bir dönem. İçerde büyüyen bebeğin
kalp sesini duymak, ultrasondaki görüntüsünde parmağını emdiğini fark etmek çok
büyüleyici. Bu yüzden 9 ay sürecek bu dönemin neden keyfi çıkmasın?